Eğitim Bilimleri Bölümü’ nün Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından 16 Mayıs 2018 tarihinde Açıklanan Öğretmen Yetiştirme Lisans Programlarına İlişkin Görüşleri

Eğitim Bilimleri Bölümü’ nün Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından 16 Mayıs 2018 tarihinde Açıklanan Öğretmen Yetiştirme Lisans Programlarına İlişkin Görüşleri

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü’nün Yükseköğretim Kurulu tarafından 16 Mayıs 2018 tarihinde kurumsal web sayfasında yayımlanan, Öğretmenlik Meslek Bilgisi (MB), Alan Eğitimi (AE) ve Genel Kültür (GK) olarak belirtilen üç alan altında yapılandırılan 25 Öğretmen Yetiştirme Lisans Programı hakkındaki görüş ve önerileri aşağıda bilginize sunulmuştur. 

Öğretmen Yetiştirme Lisans Programında Yer Alan Meslek Bilgisi Derslerine  Yönelik Değerlendirme ve Öneriler

1. Öğretmen Yetiştirme Meslek Bilgisi dersleri 14 zorunlu, 6 seçmeli kuramsal ve uygulama ağırlıklı 2 öğretmenlik uygulaması dersinden oluşmaktadır. 44 kuramsal ve 12 uygulama saatini kapsayan toplam 22 dersten oluşan meslek bilgisi dersleri tür ve sayı olarak fazladır ve bu durum programdaki bilgi yükünü gereğinden fazla arttırmaktadır. Bu bağlamda;

  1. a.      meslek bilgisi derslerinin sayısı azaltılmalı ve dersler disiplinler arası bir anlayışla ve öğretmen yeterlikleri ile tutarlı olacak biçimde düzenlenmelidir,
  2. b.      bir yarıyılda alınacak ders sayısı azaltılmalıdır (3 kredilik en fazla 6-7 ders),
  3. c.       programdaki derslerin kuramsal ve uygulama saatleri dersin amacı ile uyum içerisinde yapılandırılmalıdır.  Örneğin Öğretim Teknolojileri ve Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme derslerinde en az 2 saatlik bir uygulamaya ihtiyaç vardır.  Bu durum Sınıf Yönetimi dersi için de geçerlidir.

2. Öğretmen Yetiştirme Lisans Programı’nda daha çok kuramsal eğitim bilimleri derslerine ağırlık verildiği ve uygulamaya yönelik derslere sadece programının son yılında yer verildiği görülmektedir. Eğitim Fakülteleri bünyesinde öğretmen adaylarına kuramsal derslerin verilmesinin önemli olduğunu düşünmekle birlikte, önerilen programın uygulama boyutunda önemli eksiklikler olduğunu görüyoruz. Öğretmen adaylarının kuramsal düzeyde kazanım ve donanımlarını farklı ortamlarda etkin bir biçimde değerlendirebilecekleri ve uygulamaya koyabilecekleri hareket alanlarına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu alanlar ise uygulama süreçlerinin fakülte-okul (ya da eğitim-öğretim alanlarında çalışmalar yapan başka kurumsal yapılar, örn. STK’lar, MEB’de yer alan birimler vb.) işbirliği düzleminde altyapısını hazırlayarak ve öğretmen adaylarının ilk yıldan itibaren dahil oldukları süreçler haline getirerek mümkün olabilecektir. Böylelikle öğretmen adaylarının disipliner bilgi ve uygulama etkinliklerini birlikte ve eğitim-öğretim yaşamlarının başlangıcından itibaren okullarda ve benzeri kurumlarda deneyimleyebilecekleri bir yapı oluşabilecektir.

3. Öğretmen Yetiştirme Lisans Programı’nda yer alan bazı derslere yönelik önerilerimiz şöyle sıralanabilir:

  1. a.       Programda yer alan Eğitimde Ahlak ve Etik dersinin içerdiği konular ve diğer dersler ile ilişkisi dikkate alındığında programda yer alan derslerde bazı düzenlemeler yapılarak entegre edilebilir (örneğin Eğitime Giriş, Sınıf Yönetimi dersleri) veya Eğitim Felsefesi dersi kapsamında yer alabilir. Öğretmen yetiştirme programlarında öğretmen adayları için önemli olabilecek çevre bilinci, iletişim becerileri, STEM anlayışı, okul-aile işbirliği gibi bir çok ders açılabilir. Diğer yandan, kuramsal ve uygulamaya dönük içerikleri dikkate alındığında, bu derslerin her birinin ayrı ayrı programda yer alması der yükünü ağır hale getirecektir. Bu nedenle, disipliner uyum ve uygulama içeriği açısından Eğitimde Ahlak ve Etik dersinin ayrı bir ders olarak değil, diğer meslek derslerinin hepsinde konunun uygunluğu çerçevesinde ele alınmadı daha uygun olacaktır.
  1. b.      Programda yer alan Öğretim İlke ve Yöntemleri dersi alandan bağımsız bir biçimde öğretildiğinde etkili olmamaktadır. Ek olarak bu ders ile paralel içerikte ilerleyen Öğretim Yöntemleri dersi bulunmaktadır ve iki dersin programdaki varlığı tekrarlara neden olabilmekte ve öğrencilerin derse yaklaşımını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle Öğretim Yöntemleri dersinin alan ile ilişkili biçimde “Alan Öğretim Yöntemleri” adı altında ele alınması gereklidir.
  1. c.       Programda yer alan Okullarda Rehberlik ve Özel Eğitim ve Kaynaştırma derslerinin iki ayrı ders olarak değil tek ders altında disiplinler arası bir anlayışla verilmesi daha uygundur. Öğretmen adaylarının lisans düzeyinde bu konularda giriş düzeyinde bilgi sahibi olmalarının ve farkındalık kazanmaları yeterlidir. Bu alanlara yönelik uzmanlaşma ise yüksek lisans ve/veya doktora programları ile mümkün olacaktır. Dolayısıyla lisans düzeyinde rehberlik ve özel eğitim konuları birbirine yakın iki alan olduğu için disiplinler arası bir anlayışla tek ders altında verilmesi önerilmektedir.
  1. d.      Programlarda yer alan 14 meslek bilgisi dersine ek olarak 6 seçmeli meslek bilgisi dersi yer almaktadır. Mevcut programdaki meslek bilgisi derslerininin ağırlığı dikkate alındığında ek olarak 6 seçmeli dersin yine meslek bilgisi alanından belirlenecek olması, meslek bilgisi ve alan bilgisi dersleri arasındaki denge unsurlarını zayıflatacaktır. Bu nedenle seçmeli derslerin ağırlığı alan dersleri ile dengeli bir şekilde yapılandırılmalı ve toplam program yükü dikkate alınarak seçmeli ders sayısı mümkün olan en düşük seviyede tutulmalıdır.
  1. e.       Eğitim Yönetimi ya da Okul Yönetimi konuları üzerine yoğunlaşmış ders içerikleri henüz öğretmen olmamış bir aday için uzak konulardır ve okul yöneticiliği yapacak öğretmenlerin bu eğitimi lisansüstü düzeyde almasının daha uygun olacaktır. Bu nedenle Okul Yönetimi ve Türk Eğitim Sistemi programda zorunlu ders olarak değil, bu konuya ilgi duyan öğretmen adaylarının alabileceği bir seçmeli ders olarak yer alması önerilmektedir.

 4. Öğretmen Yetiştirme Lisans Programı’nda yer alan derslerin tanımlarının temel konu alanlarını ve yapılacak uygulamaları açık olarak yansıtacak biçimde yapılması önemlidir. Aksi takdirde bu dersler altında ele alınacak konularda tutarlılık oluşturmak mümkün olmayacaktır. Bu nedenle tüm derslerin öğretmen yeterlikleri ile tutarlı biçimde ayrıntılı ders tanımlarının yazılmasını ve bu derslere ilişkin materyallerin geliştirilmesinin ve paylaşılmasının teşvik edilmesi önerilmektedir.

5. Öğretmen Yetiştirme Lisans Programı’nda yer alan dersler ve içerikleri dikkate alındığında, bu program doğrultusunda okullarda uygulanacak öğretim programları ve ders kitapları ile ilgili bilgilerin programda yer almadığı görülmektedir. Bu nedenle, ders programları ve kitapları ile ilgili yapılan incelemelerin alan dersleri ile olan ilişkilerinin açık bir biçimde tanımlanması gerekmektedir. Ek olarak bu tanımlamanın alan öğretimi ile ilgili dersler ve okul deneyimi ile öğretim uygulamaları açısından da yapılması önerilmektedir.

Programının İnsan Kaynakları Açısından Değerlendirmesi ve Öneriler

  1. Öğretmen Yetiştirme Lisans Programı’nın merkezi bir yapılandırma ile oluşturulduğu gözlenmektedir. Bu süreçte ana bilim dallarının sahip olduğu insangücü, donanım ve fiziki altı yapı imkânlarını dikkate alınması önemlidir. Mevcut program önerisinin eğitim fakültelerinin halihazırda sahip olduğu kadrolar ile gerçekleştirmenin sorunlar yaratacağı dikkate alındığında, programın uygulanma sürecinde eğitim fakültelerinde yer alan anabilim dallarına inisiyatif tanınmasının uygun olacağı görüşündeyiz. Özetle, yapılan değişikliklerin etkili bir biçimde uygulanabilmesi için eğitim fakültelerinde çok boyutlu bir altyapı oluşturulmaya ve fakülte-okul işbirliğini geliştirmeye yönelik önlemlerin tartışılması ve eğitim fakültelerindeki mevcut altyapının ve imkanların dikkate alınması gerekmektedir.

Program Geliştirme Yaklaşımına Yönelik Değerlendirme ve Öneriler

  1. Öğretmen Yetiştirme Lisans Programı’nın geliştirilme sürecinde izlenilen yöntemlere yönelik YÖK tarafından yapılan açıklamada fakültelerden görüş ve önerilerinin talep edildiği belirtilmiştir. Bu aşamaların ayrıntılarına ve fakülteler tarafından yapılan önerilerin nasıl değerlendirildiğine, programlara nasıl yansıtıldığına ilişkin bilgilere açık erişiminin sağlanması gerekmektedir.  Böylece program geliştirme sürecinin ne düzeyde bilimsel ilkelere ve alanda yapılan yeni araştırmalara uygun olarak yapılıp yapılmadığını değerlendirmek mümkün olabilecektir.
  2. Öğretmen eğitimi programlarında sık sık yapılan değişiklikler büyük ölçüde araştırma ve değerlendirme eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle öğretmen eğitimi programlarının yeniden yapılandırılması mutlaka tüm paydaşların yer aldığı kapsamlı bir araştırma ve değerlendirme çalışması sonucunda yapılmalıdır.  Ayrıca  araştırma ve değerlendirme sürecinin ve elde edilen bulguların açık erişimin sağlanması gereklidir. 

Genel Değerlendirme ve Öneriler *

  • Öğretmen eğitiminin sadece eğitim fakültelerinde yürütülen programlar çerçevesinde değil, bu programlara öğrenci seçimi ile başlayan, alan ve meslek bilgisi eğitiminin okullarda uygulama ile iç içe yürütüldüğü ve mezunların öğretmenlik mesleğine seçimi ve okuldaki ilk yıllarda aldıkları mesleğe giriş eğitimi ve uygulamaları ile birlikte bir sistem bütünlüğü içinde ele alınması önemlidir. Aksi takdirde bu aşamalar arasındaki kopukluklar ya da tutarsızlıklar nitelikli öğretmen yetiştirmede temel sorunlar olarak karşımıza çıkar.  Programların yeniden yapılandırılması çalışmalarında da öğretmen eğitiminin, öğrenci seçiminden başlayan, öğretmen seçimi ve öğretmenliğin ilk yıllarındaki mesleki eğitim ile devam eden bir bütün olarak ele alınması ve bu aşamalar arasındaki ilişkilerin birbirini destekler nitelikte olmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Aksi takdirde bu durum öğretmen eğitimi programları üzerinde olduğu gibi öğretmenliğe geçişte adayların iyi öğretmenliğe ilişkin algıları ve tutumları üzerinde olumsuz bir etki yaratmaktadır. Bu nedenle öğretmen eğitimi ile mesleğe geçişte uygulanan sınavlar arasında öğretmen yeterlikleri çerçevesinde tutarlı ve kapsamlı bir ilişki kurulmalıdır.
  • Nitelikli öğretmen yetiştirmede bir diğer sorun yine eğitim fakülteleri ya da eğitim bilimleri bölümleri tarafından açılan pedagojik formasyon programlarıdır. Eğitim fakültesi dışındaki programlardan mezun olan öğrencilere öğretmenlik sertifikası veren bu programlar süre, ders içerikleri, uygulamalar ve değerlendirme açısından yetersizdir. Dünyanın birçok ülkesinde pedagojik formasyon türü kısa süreli programlar nitelikli öğretmen yetiştirme konusunda başarılı değildir. Ülkemizde yapılan araştırmalar da bu kaynaktan gelen öğretmenlerin eğitim fakültesinden mezun olan öğretmenlere göre daha fazla sorun yaşadıklarını ve yöneticilik ya da okul dışı diğer görevlere atanma eğiliminde olduklarını göstermektedir. Bu programların ücretli olması diğer bir sorun çünkü birçok öğretim elemanı bilimsel ve nitelikli öğretmen eğitimi açısından bu programları onaylamamakla birlikte ek kaynak getirmesi nedeniyle bu programlarda ders vermeyi kabul etmektedir. Eğitim fakültelerindeki uygulama eksikliği sorunu bu programlarda daha fazla kendini göstermektedir. Ayrıca kısa süreye sıkıştırılmış derslerde yeterli kavramsal ve öğretmenlik formasyonu gelişimi gerçekleşmemektedir. Bu nedenle bu programların biran önce kapatılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda lisansüstü seviyede açılacak ücretsiz programlarla öğretmen eğitimi verilmelidir.
  • Öğretmenlerin işe alınmasında uygulanan mesleğe giriş sınavları bu öğretmen yetiştirme süreçlerinin bir diğer sorunudur. Bu sınavların temel amacı açılan kadrolara başvuran adayları sıralamak ve böylece talepten fazla arz olduğu zamanlarda kontenjana girecek adayları belirlemektir. Bu nedenle öğretmen eğitimi ile ilişkisi ya da öğretmen yeterlikleri ile tutarlığı fazla dikkate alınmamaktadır. Geçmişten bu yana çeşitli değişiklikler geçiren bu sınavlar genel yetenek ve genel kültür, eğitim bilimleri ve alan eğitimi sınavlarından oluşmaktadır. Genel kültür ve genel yetenek sınavlarının öğretmen eğitimi programlarında yer alan derslerle ya da öğretmen yeterlikleri ile ilişkisi zayıftır. Eğitim bilimleri sınavlarında da öğretmen eğitimi programlarının sadece sınırlı ve bilgiye dayalı olan içeriğine yer verilmektedir. Böylelikle öğretmen eğitimi ile daha sonraki aşamada bu öğretmenlerin seçimi arasında bir kopukluk ortaya çıkmaktadır. Bu kopukluğu gidermek için eğitim fakültesi öğrencileri derslerde sınavlara yönelik bir eğitim talebinde bulunuyor ya da fakülte dışında KPSS kurslarına giderek bu eksikliği tamamlamaya çalışmaktadırlar. Bu durum sınavın öğretmen eğitimi programları ya da öğretmen adaylarının mesleğe hazırlanma süreçleri üzerindeki dolaylı etkisi olarak tanımlanabilir. Bu süreçte öğretmen adayları, nitelikli öğretmenlik için gerekli olan beceriler ve anlayış geliştirme yerine ezber bilgilerden oluşan sınav içeriğine odaklanmak durumunda kalıyorlar. Özetle bu sınavların öğretmen eğitimi programları ve öğretmen adaylarının önem verdiği konular ya da beceriler üzerinde olumsuz bir etkisi var ve bu etki öğrencilerde azalan motivasyon ve artan odaklanma sorunu olarak kendini göstermektedir. Her dersin çoktan seçmeli soru haline getirilebilecek içeriği vardır. Genellikle bu tür bilgiler tanımlar, ilkeler ve genellemelerdir. Ancak asıl önemli olan bu bilgilerin üzerine inşa edilecek beceriler ve anlayışlardır. Bunları da çoktan seçmeli sorularla ölçmek çok zordur. Bu nedenle çoktan seçmeli sorulara dayanan bir öğretmen yeterliğini belirleme sistemi nitelikli öğretmeni seçme amacına ulaşmadığı gibi öğretmen eğitimi programlarını da olumsuz etkilemektedir.                             

Öneri 1: Kontenjan fazlası öğretmen adaylarının seçiminde üniversite mezuniyet ortalamaları temelinde bir seçim sistemi oluşturulabilir. Böylece öğrencilerin not ortalamasını yükseltme konusunda bir motivasyon da sağlanmış olur. Öğretmen eğitimi programı ile sınav içeriği arasındaki ilişki zayıf olduğu için de program başarısı ile sınav başarısı arasındaki ilişki de zayıf olacaktır. Böylece adayları sıralama amacı gerçekleşmekle birlikte nitelikli öğretmen adayının mesleğe kazandırılması amacı gerçekleşmemektedir.

Öneri 2: Sıralama sınavına gerekçe oluşturan arz-talep dengesizliğini öğretmen ihtiyacına yönelik projeksiyonlarla çözmek mümkündür. Son yıllarda eğitim fakültelerine kayıtlı öğrenci sayısını azaltma çabası vardır ki bu olumlu bir yaklaşımdır. Çünkü sınıflarımızdaki öğrenci sayısı artınca eğitim süreçleri olumsuz etkilenmektedir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖK birlikte çalışarak uzun dönemli projeksiyonlar ve buna göre eğitim fakültesi kontenjanları belirlenmelidir.

Öneri 3: Buna ek olarak öğretmenlik programları dışındaki alanlardan mezun olanların kestirme çözümler yoluyla öğretmen olmalarının sağlanması uygulamasından vazgeçilmelidir. Öğretmenlik mesleği başka alanlarda iş bulamayan adayların iş bulma alanı olmamalı ve özerk ve özgün mesleki bir alan olarak düşünülmeli ve bu doğrultuda politika geliştirilmelidir.

Öneri 4: Bir diğer öneri ise mesleğe girişte ilk yıl sonunda yapılan adaylık kaldırma sınavı ile ilgilidir. Yapılmakta olan bilgiye dayalı bir sınav ve kapsamı çok açık olmayan ve farklı uygulamalara yol açabilecek bir mülakat olarak gözlenmektedir..Öğretmenlerin aldıkları bir sınava saygı duymaları, büyük ölçüde bu sınavın onların yeterliğini ölçme amacıylatutarlı olmasıyla yakından ilişkilidir. Ancak öğretmen adayları ezber bilgilere dayalı bir sınav ve yanlılığa açık bir mülakat ile öğretmen yeterliği kavramı arasında ilişki kurmakta zorlanmaktadırlar. Bu nedenle bu tür sınavların mutlaka nitelikli öğretmen tanımı ve yeterlikler çerçevesinde oluşturulması ve çoktan seçmeli sorulardan oluşan sınavların ötesinde gelişim dosyası, gözlemler, projeler, araştırmalar gibi kapsamlı öğretmen değerlendirme süreçleri yolu ile değerlendirilmelidir.

Öneri 5: Geleceğin öğrencisine öğretmenlik yapacak adayların eğitiminde eleştirel ve yaratıcı düşünme, karar verme, sorun çözme, işbirliği ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi önemli bir yer tutuyor. Bu becerileri ezber bilgilerin ön planda olduğu geleneksel dersler ve öğrenmenin sınıf içine hapsedildiği ortamlar yoluyla geliştiremeyiz. Bunun yerine, öğrencilerin aktif olduğu, öğrenme grupları ile projeler yürüttüğü, araştırma ve tartışma etkinliklerinin ön planda olduğu eğitim süreçleri oluşturmamız gerekiyor. Ayrıca bilgi teknolojilerinin sürece entegre olduğu ve öğrenme kaynaklarının gerek sınıf içi gerekse sınıf dışı yerel ve evrensel ortamlarla çeşitlendiği ortamlar oluşturmalıyız. Kapsamlı bilgiye sahip öğretmen yerine öğrenme liderliği yapabilecek öğretmenler yetiştirmemiz gerekiyor. Bu amaçla programların ders odaklı değil bu tür süreçlere odaklı seminer, proje çalışmaları, alan uygulamaları, toplum odaklı araştırmalar, geliştirme çalışmaları gibi etkinliklerden oluşması önemlidir. Kısacası geleceğin öğretmenini yetiştirmek için programlarda öğrenmeyi ön planda tutan, bilimsel araştırma, uygulama ve sorun çözme odaklı temel bir anlayış değişikliğine ihtiyaç vardır.

* Bu bolumde yer alan aciklamalara Prof. Dr. Ali Yildirim ile TEDMEM’in gerçekleştirdiği “Prof. Dr. Ali Yıldırım ile Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme Süreci Üzerine” başlıklı söyleşisinden yararlanılmıştır.